Skip to content

Nisan 25, 2013

Sanatçı

Asıl soyadı Cruijff idi, annesi Ajax’ın temizlikçisiydi. Sonrası malumunuz… Önce total futbol, ardından Barcelona! Bugün güzel futbolla müsemma olan adam 66 yaşında… İyi ki doğdun Johan Cruyff!

Nisan 19, 2013

Ne Pastası, Bildiğin Alınyazısı

ma

Şüphesiz tarihin en renkli figürlerinden biriydi Marie Antoinette. Başta sığ, keyfine düşkün olarak gösterilse de zamanla güçlü bir karakter olduğu yazılmıştı. Uygarlığın çok önemli bir dönemecinde, kocası XVI. Louis’le birlikte oturdukları koltuktu belki de ağzından çıkmamış “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” cümlesinin esbab-ı mucibesi. Shakespeare’in Jül Sezar’a söylettiği “Sen de mi Brütüs” veya Galileo Galilei’ye atfedilen “Yine de dönüyor”undan farklı olarak kraliçeye çamur atılmak istenmişti. Bugün küçücük çocuklar bile okul sıralarında Marie Antoinette’i halk düşmanı olarak biliyorsa, birileri amacına ulaşmış olsa gerek.

Peki neydi işin aslı? Onu tam olarak bulmak zor fakat astarın tarihine bakacak olursak… Jean Jacques Rousseau’nun İtiraflar’ında geçiyordu tarihi Qu’ils mangent de la brioche cümlesi. Fakat kimseye atfedilmemişti. Eser 1765-1769 tarihleri arasında yazılmıştı. Bizim ‘pastacı’ kraliçemiz henüz o tarihte Viyana’da bebekleriyle oynuyordu.

Marie Antoinette’in en çok satan İngilizce biyografisini yazan Antonia Fraser, Rousseau’nun adını vermediği prensesin bir önceki asırda yaşamış olan Fransız Kraliçesi Marie-Thérèse olduğunu iddia etmişti. 1840’lardan itibaren her yerde ihale Marie Antoinette’e kalmıştı, oysa annesine yazdığı mektuplarda insanların içinde olduğu yoksulluktan ve kralın onların mutluluğu için daha iyi çalışması gerektiğinden dem vurması aşikârdı.

1755’te Viyana’da doğan Maria Antonia Josepha Johanna, Kutsal Roma İmparatoru I. Franz ile İmparatoriçe Maria Theresa’nın 15. çocuklarıydı. Güzeller güzeli bu küçük kızı, yaşıtı Mozart’ın bacak kadarken sarayda verdiği bir konserden sonra “Seninle bir gün evleneceğim” diye öptüğü iddia ediledursun, 12 yaşında Fransa tacının bir sonraki sahibi Louis’nin bir anda potansiyel karısı olmuştu. Ailedeki çiçek salgını iki ablasının hayatını almış, kraliçe olma sırası ona gelmişti.

19 Nisan 1770’te Viyana’daki Augustin Kilisesi’nde kıyılan nikahla evlilik resmileşmişti. Avusturya’ya kadar zahmet edemeyen Louis’yi prensesin erkek kardeşi temsil etmişti; bugün kanunen yasaklanan vekalet yoluyla evlilik, o zamanlar serbestti. 16 Mayıs 1770’te Versay Sarayı’ndaki görkemli düğünü, 1774’te taç giyme töreni izledi, 1793’teyse giyotin.

Nisan 18, 2013

Beyzbol Katedrali

babe-ruth

18 Nisan 1923’te önce binlerce insan New York’ta yeni yapılan stadın yolunu tutuyordu. Gıcır gıcırdı tribünler. Boya alerjisi olanların rengini değiştirecek tazelikteki bir koku teneffüs ediliyordu. Üç sularında çalınan Amerikan Ulusal Marşı ile heyecan daha da katlanıyordu. Yankee Stadyumu, New York Eyaleti Valisi Al Smith’in ilk atışıyla resmen açılmıştı.

Yerkürenin bir tarafında hayatı durduran beyzbolun gerçek katedrali, doksan yıl önce kapılarını açmıştı; hem de bu oyunun en büyük rekabetinin taraflarının randevusuyla. Boston Red Sox’ın gülüyken, tevatüre göre takımın sahibi Harry Frazee’nin Broadway’deki oyunların finansmanı için 1919’da Yankees’e satılan Bebek Ruth ve arkadaşları, galada rahat kazanmıştı. Efsanenin o gün yaptıkları, yapacaklarının teminatıydı.

O zamana kadar yeşil sahalarda pek bir başarısı olmayan New York’un beyzbol takımının yazgısı Bebek Ruth ile birlikte değişirken, Boston şehrinin üzerinde kara bulutlar dolaşmaya başlamıştı. Yeni yuvasında oynadığı ilk sezonda tarihinin ilk şampiyonluğuna ulaşan Yankees tarihi baştan yazarken, ezeli rakipleri 86 yıl boyunca kupa görmüyordu. Bebek Ruth’un laneti ancak 2004’te biterken, katedral 2008’de emekliye ayrılıyor, 2010’da yıkılıyordu.

Nisan 3, 2013

Sami Khedira

Sami Khedira

2010 yılının Mayıs ayında, FA Cup finalinde Kevin-Prince Boateng, Chelsea’de oynayan Michael Ballack’ın bileğine sert bir darbe indirmişti. Almanların prensi, en tecrübeli ve en güvendikleri oyuncuları Ballack, Dünya kupasına sadece 1 ay kala, 2 ay antrenman bile yapamamasına sebep olacak şekilde sakatlanmıştı. Kadrosu genç ve tecrübesiz isimlerden oluşan Alman milli takımı, ülke dışında oynayan tek oyuncusunu da kaybetmişti. Joachim Löw ise kimilerini şaşırtan bir tercihle Ballack yerine 23 yaşında, Stuttgart’ta oynayan Sami Khedira’yı tercih etti. Bu tercihe şaşırmayan belki de tek grup Stuttgartlılardı. Sami Khedira daha 20 yaşındayken, alt yapısında1 yetiştiği VfB Stuttgart’la Bundesliga şampiyonluğu yaşamıştı. Üstelik bu şampiyonlukta sadece gelecek vadeden genç oyuncu olarak değil, takımın en önemli oyuncularından biri olarak yer almıştı.

2010 Dünya kupasında Ballack gibi yüksek kalitede bir oyuncunun yerine oynayan Khedira, daha ilk turnuvada onun unutulmasını sağladı. Son maçta Uruguay karşısında attığı galibiyet golü Almanya’ya dünya üçüncülüğünü getirirken, Ballack döneminin bittiğini de resmileştiriyordu. Khedira ertesi sezon daha 22 yaşında kaptanlığa yükseldiği  Stuttgart’tan ayrıldı ve dünyanın en büyük takımlarından Real Madrid’in yolunu tuttu. Burada 2010/11 sezonunda İspanya kupası, bir sene sonra da lig şampiyonluğu yaşadı. 2012 Avrupa kupasında ise yarı final oynayan Alman milli takımının vazgeçilmez oyuncusu konumundaydı.

Khedira, sahada bazen varlığı bile hissedilmeyen ama her zaman doğru zamanda, doğru yerde durmasını bilen, oynadığı takımların hep en istikrarlı ve önemli isimlerinden olmuş bir futbolcu. Tekniği aslında ortalamanın üstünde olsa da birlikte oynadığı Ronaldo veya Mesut gibi oyuncuların gölgesinde kaldığı bir gerçek. Fakat gerek milli takımda gerekse Real Madrid’de aldığı sorumluluk sadece gol atmanın veya estetik futbolun çok ötesinde. Khedira kendi oyun tarzını ve saha içindeki görevini, 2012 Avrupa kupasında Yunanistan’a attığı gol üzerine verdiği bir röportajda, yine en güzel kendisi anlatıyor:

Sahadaki asıl sorumluluğum gol atmanın veya asist yapmanın ötesine geçiyor. Benim ilk görevim orta sahada oyunun akışını iki yönlü kontrol etmek.2 Saha içinde dikkat çekmeyen birçok olay içinde yer alıyorum. Bu nedenle futbolcuların ve takımların taktiksel gelişimlerini, saha içi dizilişlerini sürekli takip etmek zorundayım.

  1. Stuttgartlılar şu anda kardeş Khedira, Rani’yi dört gözle A takıma bekliyorlar. []
  2. Kendisi için ‘midfield anchorman’ terimini kullanıyor. []

Nisan 3, 2013

12 Sene

Hasan-Figo

Tam 12 sene önce, 3 Nisan 2001’de, şu anda yerinde devasa bir çukur olan Ali Sami Yen Stadı’nda önemli bir maç oynandı. Galatasaray, futbol tarihine geçebilecek bir geri dönüşle o zaman kadrosunda Figo, Roberto Carlos, Raul, McManaman ve Morientes gibi dönem yıldızlarını bulunduran Real Madrid’i ilk yarıda 0-2 geriye düşmesine rağmen 3-2 yendi.

Maçın yıldızı Fatih Akyel idi. O yıllarda dünyanın en iyi sol beki olarak görülen Roberto Carlos’u ikinci yarıdaki performansıyla sahadan sildi.  Oynadığı futbolla o sezon sonunda kendine La Liga kapılarını açtı. Mallorca’ya transfer oldu. Ancak uyum sorunları gibi nedenlerle sadece 4 maç oynayarak, bir sene sonra Galatasaray’ın ezeli rakibi Fenerbahçe’ye transfer oldu. Ardından çeşitli yurtiçi ve yurtdışı denemeleri sonunda Tepecikspor’da oyunculuk kariyerini sonlandırdı. Futboldaki şike soruşturması nedeniyle bir ara tutuklu kalan Fatih Akyel’e dair maalesef en son duyduğumuz haber ise 35 yaşında geçirdiği kalp krizi oldu.

12 sene önce penaltıdan Galatasaray’ın ilk golünü atan Ümit Davala, kariyerini Galatasaray’dan sonra sırasıyla Milan, İnter, tekrar Galatasaray ve Werder Bremen’de sürdürdü. Şu anda Galatasaray yardımcı antrenörü. Bununla birlikte Türk futbolseverler arasında “Dinle bak ne diyor Kayahan Abi” sözleri ile de hatırlanıyor.

Fatih Akyel’in sağdan muhteşem bindirmesi sonucu penaltı noktası üzerine açtığı topu, net bir vuruşla o zaman kırmızı yanaklı parlak liseli imajında olan genç kaleci Casillas’ın sağından köşeye yollayarak  ikinci golü atan Hasan Şaş ise futbol kariyerini Galatasaray’da tamamladı. Zor dönemlerde takımın abisi ve dinamosu olarak görev aldı. Şu anda Ümit Davala gibi Galatasaray’da Fatih Terim’in yardımcılığını yapıyor. Bununla birlikte futbol hayatında en gücüne giden şeylerden birinin, Hagi 100 defa şut çekip tepki görmezken, kendisi bir kere topa vurunca “auuuvv” diye tepki alması olduğu biliniyor.

jardel

Madrid’in ipini çeken üçüncü golü atansa “Super” Mario Jardel idi. Sezon başındaki görkemli transferi, sürekli attığı goller hatta bunları poposuyla bile atacağını iddia etmesi, sahada koşmadığı ve mücadele etmediği için hakkında yapılan amansız eleştiriler ve eski bir Playboy yıldızı olan eşi ile sürekli memleket gündeminde olan Jardel, Real Madrid’i de boş geçmiyordu. Jardel’in Galatasaray sonrası 15 farklı takımda oynadıktan sonra futbol kariyerini bitirdiğini söylersek yeteneklerini ne kadar iyi değerlendirdiğini de anlatmış oluruz herhalde. Türk futbolseverlerin aklında kalmasa bile ülkemize bıraktığı kalıcı eserler arasında Ekin Akkaş isimli türkücü arkadaşın Dul Emine isimli klibinde oynamasını sayabiliriz.

İnsan bu kadar nostaljiden sonra hazır tarihleri denk gelmişken maçı da Collina yönetseydi keşke demekten kendini alamıyor.